Ülker ve Hobiler'e Hoşgeldiniz. Dilerim burada da paylaşmanın keyfini birlikte yaşarız...


15 Aralık 2010 Çarşamba

Yılbaşı için el yapımı minyatür ağaçlar...











Yılbaşı iyice yaklaştı. Evde hoş ve yeni birşeyler yapasım var ama bir türlü zaman bulamadım.
Elimin altındaki birkaç fikri paylaşayım. Belki sizler benden önce yaparsınız. :)

Mesela bu ağacı çok beğeniyorum. Şöyle masamın üstünde görmek beni mutlu edebilir.
Fikir olarak oradan buradan bulduklarımı kaydetmişim ama tam kaynaklarını not etmemişim. Çoğunun resimlerinde kaynak belirtilmiş gerçi, ulaşabilirsiniz.












Ben en çok üstteki ağacı beğendim ama yaratıcılığın sınırı yok. Alttaki fikir de hiç fena değil ve çok pratik.
Üstteki beğendiğim ağaç için, kartonu konik şekilde kesip yapıştırarak alt zemini oluşturabilirsiniz. Konik parti şapkaları da olabilir. Tercih sizin.

Alttaki iğne yapraklı ağacımız için zemine gerek kalmıyor. Tığla sık iğne bir koni örüp, içini sıkıca pamuk veya silikonla doldurup, alttan büzdürerek dikmeniz yeterli.

Üst zemine zincir çekerek oluşturduğumuz yaprakları sıkıca sarıp, tutturuyoruz.


Oluşturulacak ağacın güzel görünmesi, seçilecek renkle doğru orantılı. Şahsen ben acı yeşili tercih etmeyeceğim. Çok hoşuma giden yeşil bir orlon ipim var, zaman bulunca onunla öreceğim. Altın simli ipi dışardan almam gerekli tabi, elimde mevcut değil.

Bu zarif ağaççıklar da çok hoşuma gitti. Örgünün aynısından değil ama benzer bir dantel örneği ile deneyebilirim. Aslında bu örnekler aklıma başka bir fikir daha getirdi ama, burada tarif etmem zor, yapınca gösterebileceğim ancak.


Aşağıdaki ağaçlar da aynı mantıkla çalışılmış. Diyorum ya, yaratıcılığım sınırı yok. :))
Bir de beyaz örmek lazım, beyaz da çok hoş görünücek, üstüne kar yağmış gibi. Hatta bu sıcacık mini ağaççıklar ofis masalarına ayrı bir yeni yıl getirebilir, ne dersiniz?



14 Aralık 2010 Salı

Pazar Filesi Nasıl Örülür, Nerede Ördürülür ?

Pazar Fileleriyle ilgili yazmaya devam edecektim fakat, kaybettiğim diğer resimleri buladım diye bekliyordum.
Hala da bir kısmını bulamadım fakat, "Belgin Hanım ...nereden öğrenebiliriz" diye sorunca, beklemeden yazayım dedim.

File örümü ile ilgili bağzı yerlerde şematik resimler mevcutsa da, ben o şekilde öğrenemezdim sanırım.
Çünkü, sap ayarlama ve delik ayarlama gibi ayrıntıları birilerinin öğretmesi daha verimli oluyor. Filenin örüm tekniğini öğrenmek ayrı şey, bir çanta haline getirmek ayrı. Ya da bana göre öyle. Bilemiyorum. :)

File örmeyi, hepimize Sayın Ekrem Hayri Şenonay hocamız öğretti. Kendisi eski köy enstitülerinin yetiştirdiği değerli öğretmenlerimizden biridir. Seve seve, sıkılmadan en ince detayına kadar göstermiştir sağolsun.

İzmir'de Gürçeşme Zübeyde Hanım Huzur Evi ve Buca Halk Eğitim'de file örmeyi öğretebilecek pek çok kişi var artık. Hatta onlar sipariş alıp, bütçelerine katkı bile sağlıyorlar. :))

Zübeyde Hanım Huzur Evi'nin Sosyoloğu Hasan Bey, bu konuda size seve seve yardımcı olacaktır. Dilerseniz Ekrem Hoca'ma da ulaşabilirsiniz. Bana yazarsanız bu konuda da yardımcı olurum.

İzmir dışındaki arkadaşlar için yardımcı olamıyorum maalesef, onlara da ancak şematik bir örnekle faydalı olmaya çalışabilirim.

Burada kasnak yardımı ile yapılışını göstermişler, sap kısmı ve delik ayarlama gösterilmemiş. Biz sandalyeye asarak çalışıyoruz. Yine de size fikir verecektir.http://neslinonialialfa.blogspot.com/2009/10/geleneksel-pazar-filesi-elifile-nasl.html 

Örgü için, 2 veya 3 numara makrome ipi kullanılıyor. Daha ince ip ömür törpüsü olur. Mekiği orta boy diye satılıyor. Deliklerini ayarlamak için yuvarlak bir çakmak da kullanabilirsiniz, biz 2 numara oklavayı küçük küçük keserek kullandık.

Likralı iplerle ya da lastikle de örülebiliyor. Hani eskiden olurdu, avucunuza sıkıştırırdınız küçücük, içini doldurdukça süner kocaman olurdu. Ama onların dezavantajı bir zaman sonra lastikler çürüyüp, özelliğini kaybetmesi.








Çocuklar için de küçük fileler örüldü, onları özendirmek ve çevre bilincini aşılamak amacıyla. :)





Çok güzel sap örnekleri fotoğraflamıştım ama bulamadım, bulduğumda onları da paylaşırım.




12 Aralık 2010 Pazar

Evrak taşımak için pratik çözüm...

İşim gereği evraklarla sürekli işim oluyor. Çokça evrağı veya dosyayı taşımak için çanta kullanıyorum da, tek bir evrak veya sayfayı taşımak için de çanta kullanmak zoruma gidiyor.

Bu soruna kendimce bir çözüm buldum, artık az evrak için, kocaman çanta taşımıyorum. Rulo yapıp çantama atıveriyorum ve hiç bozulmadan istediğim gibi taşıyorum.

Evde bol miktarda folyo kullanıyoruz, haliyle zaman içinde pek çok rulo kalıyor geriye. Ben onları atmıyorum.
Çeşitli şekillerde değerlendiriyorum. Bağzen halka halka kesip peçete süsleri ve aksesuarlar, bağzen de bu şekilde çanta içi evrak taşımak için kullanıyorum.

Bu ruloları daha önce düz boyayıp kullanırken, geçenlerde neden süslemiyorum diye düşündüm ve bir deneme yaptım. Arkadaşlara göre padişah fermanı gibi olmuş. :))

Akşam yaptığım için gece çekimi yapamadım, aklıma da gelmedi aslında. Son halini paylaşayım, sonraki denemelerimin aşamalarını da çekerim. Ben gibi bir deli çıkar da belki yapmak ister. :)

Genelde pastel renklerde boyama yaparken, bu delilik işimde iddialı bir renk kullandım. Kırmızı...

Önce ruloyu bir kat su bazlı boyayla boyayıp, kurumasını bekledim ve ikinci kat tekrar boyadım. Bir kat daha boyasaydım iyiydi aslında ama sabırsızlığım tuttu.

Boya kuruduktan sonra sprey vernikle vernikleyip, kuruyunca yine sabırsızlıkla süslemeye geçtim. Önce kum boncuklarla süslemek istemiştim fakat kutudan yarım kalmış bir oya çıkınca, değişiklik olsun dedim ve onu kullandım.

Oyanın tek yüzünü tutkallayıp, basitçe sardım. Renk ve oya fazla şaşalı olduğu için başka süse gerek kalmadı.

Ardından yine vernikleyip, kurumaya bıraktım, kuruyunca sağlam olsun diye bir kez daha vernikleyip, kurumaya bıraktım.  Taş gibi oldu. :))

Ha unutmadan, diğerlerinin iki ucu açıktı fakat bu yaptığımda bir ucunu gazoz kapağı ile kapatıp boyadım.




















Kırmızı pek tarzım olmadı ama denemiş oldum. Daha yoğun boya kullanarak pastel renkte olanlarını boncuklarla süsleyerek,  kenarlarını da farklı bir teknikle kapatarak yenilerini deneyeceğim.




















İlk süsleme işim, sabırsızlığım yüzünden başarılı olmadı, azmettim, daha muntazam ve güzellerini yapacağım. :)
Ne denir, delilik işte...



















Rulolarım bu şekilde deforme olmuyor diye rahattım, bir de süsleyince sahiplerine benzediler.  Taşımak daha keyifli oldu. :))


11 Aralık 2010 Cumartesi

İzmir'de kar yağıyor ...

Evet bugün İzmir'e kar yağıyor ve canım çay çekiyor. :))

Böyle günde insan evde kalıp, sıcacık evinin penceresinden uzuun uzun karın yağışını seyretmek istiyor.
Çay mı dediniz? çaysız olur mu hiiç... ince belli bardaktaki sıcacık çayı elinize almadan, seyrin tadı çıkmaz tabi...

Şu anda bu söylediklerim benim için hayal tabii... ama imkanınız varsa, sizler bunu benim için yapabilirsiniz. :)

Şimdi dışarı çıkıyorum, döndüğümde, ne kadar üşüdüğümle ilgili birşeyler yazarım sanırım. Hava gerçekten buz gibi... bırrr...

8 Aralık 2010 Çarşamba

Evdeki tepsiler de sonunda böyle olacak, Tabaklara da mı el atsam? ...

Bu domatesli şirin tepsi de ablamdan.

Ben blog açtım, ablam benden hızlı çıktı vallahi... Ben tek resim çekip de şuraya koyana kadar, Ablam on tane resim çekip göndererek  beni utandırıyor. :)

Daha dün evdeki 3 tepsiyi mutasyona uğratmayı planlarken, hoop... domatesli tepsi geldi.
Ablam bu hızla devam ederse, benimkileri beklemeye gerek kalmayacak gibi.  :))

Hamarat kadının hali başka... :)



















Bu tarz bir tabak salonuma yakışır işte. :)

Şimdi ablamda görene kadar, tabak boyamayı düşünmemiştim ama evde çok uygun tabaklarım var. Niyeti bozsam mı acaba?

Ben de niyeti neye bozacağımı şaşırdım. Sanki bolca zamanım var da... Ben gücümün ve zamanımın yettiği kadarını yapayım da, nasıl olsa ablam seri üretimde... 



















Ablam ürettikçe kendim yapmış gibi seviniyorum.  Kendim zaman bulamadıkça böyle tatmin oluyorum sanırım. Bir pasaj da mı açsak diye de düşünmüyor değilim ya, hadi hayırlısı...



















Hoşunuza gidip, sahip olmak istediğiniz bir çalışma varsa, benimle iletişime geçmeniz yeterli olacaktır.

Ahşap Peçetelik ve Çerçeve... Yine Ablacığımdan

Şöyle boş çerçeveleri görünce içim gidiyor. İçini doldurasım geliyor.
Hatta resmi yüklemeden önce bir resim yerleştiriversem mi diye de düşündüm. :)
Şöyle siyah beyaz bir mutluluk fotoğrafı ne güzel olurdu  değil mi?

Şimdilik sadece resimleri yüklüyorum. Ablacığımın öyle çok marifetleri var ki, ilerdeki çekimlerinde daha ayrıntılı anlatımlarını da yapacağım.




















"Bir peçeteliğim bile yook"
Vallahi ablacığım, böyle bir yeşilin, bu kadar güzel görüneceğini tahmin etmezdim. Harika olmuş.
Papatyaları her uygulamada çok severim, simlerle ve senin itinalı  işçiliğinle daha bir güzel olmuş. :))

Nasıl kıyıp da satıyorsun bu göz nurlarını...


Altın Varak ve Parlak Taşlarla İşte Ablacığımın Elleri...

Daha önce bahsettim mi bilmem. Biz aile boyu boş duramayanlardanız. :))

Sevgili Ablacığım blog açtığımı duyunca, yeni yaptığı cicilerinden bir kısmı resimleyivermiş benim için.

Sağolsun Sevgili Eniştem ve Biricik Yiğenim teknolojik kısmını halletmiş, resimler sağ salim elime ulaştı. :)

Söylemesi ayıptır, ablam benden kat kat marifetlidir. Elini attığı herşeyi en güzel şekilde yapar ve sunar.

İnsan böyle marifetli olunca, yaptıklarını evine koymasına müsade etmiyorlar tabi, o da duruma ayak uydurup satışa başladı. :)

Resimler ilk denememiz olunca, fazla net olmadı, bol bol çekim  de yapamadık ama zaman ilerledikçe görsellerimiz daha da güzelleşecek ve detaylanacak eminim.




















Altın varak ve parlak taşlarla oluşturulan klasik objeler her zaman gözdem olmuştur ama, evimde modern çizgiler hakim olduğundan  hiç biryerlerine koyamıyorum.

Ne yapsam acaba? 
Böyle güzel çalışmaları gördükçe, en azından evin bir odasını klasik mi dekore etsem diyorum.

Alttaki gaz lambasına bir bakar mısınız lütfen ... Ben bu lambaya bayıldım, çekimden dolayı net görünmüyor ama işlemeleri de görselliği de muhteşem.

Hem ablama bundan yap çeşit çeşit diyorum, hem de kıskanıp kimselerde olmasın istiyorum. Bu ne yaman çelişkidir. :))

Pazar Fileleri, Temiz Çevre ...

Geçen yaz, çevre konulu bir  proje hazırlamıştım. Bu bir nevi sosyal sorumluluk projesiydi, çünkü karşılığında bir maddi beklenti yoktu. Firma proje için bir bütçe ayırmıştı ve fuarda tanıtım amaçlı kullanılacaktı.

Madem önemli bir konuda proje  hazırlayacağım, çok yönlü fayda getirsin diye düşündüm. Ama süre çok kısıtlıydı.

Önce mühendis odalarını sırayla aradım; Çevre Mühendisleri, Kimya Mühendisleri,... öğrenmek istediğim şey, çevre adına yapılan araştırmalardı. Doğada çabucak çözünebilen ve kanserojen etkisi daha az olan poşetler üzerinde durulduğunu öğrendim.

Fakat bu poşetlerin henüz maliyetleri çok yüksek olduğu için yakın zamanda talep görmeyeceği söylendi.

İşte bu noktada, büyüklerimizin eskiden  alışverişlerinde kullandıkları pazar fileleri gündeme geldi. Evet güzel ve nostaljik bir fikir ama yeterli değildi. Çünkü bu filelerle herşeyi rahatça taşımak mümkün değildi. Delikli olmaları küçük şeylerin taşınmasına elverişli değildi. Ama olsun poşet kullanımını kısıtlamak için yine de iyi bir çözüm gibi görünüyordu.

Önce ceza evine gittim, tutuklular orada örüp, ekonomilerine ve çevreye katkıda bulunulabilirdi. Çeşitli sebeplerden dolayı olmadı.

Sonra halk eğitimlerden daha verimli sonuç alırız diye düşündük. Müdür Bey ile görüştüğümde çok olumlu karşılandım. Bu bütçe desteği öğrencilere iyi gelecek dedik ve el sıkıştık. Ama bir hafta kadar sonra
öğretmenlerimizden bir telefon aldım. Klasik file örmeyi bilmediklerini ve örneklerinden de çözemediklerini söylediler.

Yine düşünmeye başladım ve aklıma huzur evleri geldi.  Tabi ya... zamanında onlar kullanmıştı bu harika ürünleri. Yönetimle görüşmeye gittim ve çok pozitif izlenimler edindim. Onca kurum içerisinden en verimli yer burasıydı. Teyzelerimin,amcalarımın içinden zamanında örenler vardı ama küçük bir problem, nasıl ördüklerini hatırlayamıyorlardı.

Ben bunları düşünürken, aynı günlerde bir beyefendi elinde hoş bir pazar filesiyle içeri girdi. :)
File çok dikkat çekiciydi. Delikleri nohut tanesini bile taşıyabilecek kadar küçük tasarlanmış,sapları süslenmişti. Hemen sorguya alındı tabii...kendisi örüyormuş.

Başkalarına da öğretir misiniz dedim, gözleri parladı, seve seve dedi. Sağolsun. Ne varsa eskilerde var. :)

Halk eğitime de haber verdim, huzur evinde kurs düzenledik. Hocam haftalarca, bıkmadan usanmadan file örmeyi öğretti.

Büyüklerimizin yüzündeki heyecanı görmenizi isterdim. Elleri titrediği halde, güçleri yetmediği halde azmedip çok güzel fileler ördüler.

Onlarca insan klasik fileleri örmeyi öğrendi. Çok mutlu oldum.

Bu fileler ne mi oldu? Fuar alanında binlerce kişiye bedelsiz dağıtıldı. Tabi benim hazırladığım, çevre konulu broşürlerle birlikte. :))

Ulaşabildiğim bütün medya kuruluşlarına haber verdim, çekimler yapıldı. Çevre kirliliğine az da olsa bizim de "Hayır deyip, sesimizi yükseltme" şansımız oldu.

Bu yıl, pek çok  belediyemiz, halka bedelsiz pazar filesi dağıttı. Poşet gibi bir rahatlık kolay bırakılmaz farkındayım ama, en azından bağzılarımız alternatif olarak alışverişlerimizde file kullanıyoruz.

Sizlerle o günlerden elimde kalan birkaç kare fotoğrafı paylaşayım istedim. Anılar geçmişte kalsa da, çevre kirliliği hala önemli bir sorun.

Hocam müthiş bir sabır ve güler yüzle file örümünü anlatıyor. Bir gün önce bütün malzemeleri Kemeraltı Çarşısı'ndan birlikte alıp hazırlamıştık. Kendisi filelerin delik ölçüleri için oklava alıp, evde küçük küçük keserek getirdi. Bunun adı özveridir. :)



















Onlar üretmekten hiç vazgeçmiyor ve bunu da severek yapıyorlar.



















Bu teyzeciğim hiç boş durmuyor maşallah. Ne zaman gitsem masası doluydu.



















Uzun zamandır, onlar kadar heyecanlı ve istekli öğrenciler görmemiştim. :)




















Ne yalan söyleyeyim, bu file işi zor geldi bana. Daha önce hiç görmediğim bir teknik. İlk bakışta karmaşık geliyor insana, acaba mı diyorsunuz?  El alışınca olup gidiyor.



İlk öğrenenler, diğerlerine yardım ediyor. File örmeği herkes öğreniyor. :)


File örmek için, boy boy mekikler satılıyor. Kullanılacak ipten bir miktar bu mekiklere sarılarak başlanıyor.
Deliklerin eşit aralıklarla bırakılabilmesi için bir ölçü aleti kullanılıyor. Hocam boyundan 10cm kadar kestiği oklavaları kullandırdı.
Örme işlemi sap kısmından başlanarak ayarlanıyor. Sap kısmında farklı örgü şekilleri uygulanabiliyor.

Sap uzunluğunun iyi ayarlanması gerekiyor ki, kullanım esnasında, uzun saplı şeyleri taşımak sıkıntı olmasın.



Sap ayarlanıp, örülüp, birleştirme yapıldıktan sonra, gerçek file örümü başlıyor.




Örmesini tarif edemiyorum maalesef, gerçekten anlatması mümkün değil gibi.:( Yakın çekimde bile anlaşılması zor oluyor ya da ben beceremiyorum.



Fileler için ilk önce organik pamuklu ip almıştım. Ama hocam yeni nesilin dikkatini renk renk filelerin çektiğini söyleyince, ben de renk renk merserize ipler aldım. En azından renklerine heves edip taşısın, kullansınlar dedim.



Ben evimde de filelerimi kullanıyorum. Pateteslerim, soğanlarım filelerde. Çok şirin ve kullanışlılar.




Çarşıya, pazara file ile gidip, poşet kullanmamaya çalışırsanız, esnafın da çok hoşuna gidiyor. Size satacağı ürüleri itina ile seçiyorlar. Benden size küçük bir hatırlatma. :)



Örülen filelerin resimlerini bulamadım. Yarın çekip onları da beğeninize sunarım artık. Çok kullanışlılar çoook...

3 Aralık 2010 Cuma

Çok işim var çoook...

Hobi bloğuma bir türlü istediğim resimleri çekemedim. Her açtığımda o bana bakıyoor, ben ona...
Çekecek, gösterecek öyle çok şey var ki... sadece ben tembel Ülker'in harekete geçip onların fotoğraflarını çekmesi gerekiyor.

Fotoğraf deyip geçmeyin, bitki-çiçek çekimleri kolay oluyor, anı yakalayıp, düğmeye basıveriyorsun.(Belki onları çekmeye alıştığım için bana öyle geliyordur.)  Ama elişi, seramik, örgü,dikiş, nakış,... bunları çekmek hiç kolay olmuyor maalesef. Dolaptan, sandıktan çıkar ya da kullandığın yerlerden al. Ütüle, düzenle, açıyı yakala ve çek, sonra da  geri yerlerine yerleştir.

Ya da; Yaptığın şeye zaman ayır, yapım çalışmalarını aşama aşama çek ve düzenle... hele bu dağınık ve kirli çalışılan bir işse,  bir fotoğrafçı tut. (ben genelde seramik çalışmalarımda bu sıkıntıyı çekiyorum da...)

Ne kadar tembelsin mi dediniz? duyamadım. Bana da hak verin ama. Çalışan bir kadın olmak zahmetli iş, hele kışın çook zahmetli. Günler hiç birşeye yetmiyor.

Sabah kalkıyorsun, apar topar işe gidiyor, gözünü evrakların ve insanların arasında açıyorsun. Nasıl geçtiğini anlamadan mesai bitiyor.
Bu defa da eve dönüş telaşı başlıyor. Şehir trafiği malum. Hava kararıyor ve "evim evim güzel evim" diyerek kendinizi atıyorsunuz.

Bitti mi? tabi ki hayır. Daha yeni başlıyor.
Üstünü değiştirmek, yemek hazırlamak, yemek yemek ve kaldırmak... saat kaç oldu dersiniz?

Eşime, ben artık dinleneceğim dediğimde, balkona çiçekleri sulamaya çıkıyorum.
Ayaklarımı uzatacağım artık dediğimde de, bloklarıma birşeyler girmeye başlıyorum.
Tamam artık ben yatıyorum dediğimde de, yarına ait planlarımı  ve hazırlıklarımı yapıyorum.

Geri kalan şeyleri ne zaman yaptığımı soruyorsanız, aralara sıkıştırıyorum işte.


Günler bana hiç yetmiyor, hiiiiiç...

Bu yazdıklarım sizi korkutmasın haa... sizler için çok hoş şeyler hazırlıyorum. Geniş bir vakitte paylaşacağım. :))